12 Eylül 2009 Cumartesi

GÜNDEMİMİZ

Gündemimizdeki konulara ve sorunlara ilişkin, çözümlemelerde ortak olacağımız, olmamız gereken ön belirlemeler.

1- Tüm yaşamımızı belirleyen, içinde devindiğimiz ekonomik sistemdir.Bu sistemin odağında da İnsan yer alır. İnsanın çevresiyle girişmek zorunda olduğu mübadele ilişkilerinin oluşturduğu bu sistem, evrilerek ve dünya çapında bütünlenerek ulaştığı bu aşamada, küreselleşme dediğimiz bu süreç ne ifade ediyor?
2- Ekonomik krizler neyin habercisidir?
3- Sermaye birikim süreçlerinin, zorunlu kıldığı yapılanmalar, örgütlenmeler, hiyerarşik insan ilişkilerinin güce, zora ve yok etmeye dayalı biçimleri, gelinen ve yaşanan bu evreye uyarlı mıdır?
4- Güç ilişkilerinin, emir kumanda ilişkilerinin aşılıp, üretim sürecinin zorunlu kıldığı gücün yerine, teknolojik donanımı ve bu tür bir organlaşmayı ikame etmesiyle insan, ilişkilerinde yatayına, gönüllü, zora ve güce dayanmayan mübadele ilişkilerine geçişin olanaklarını yaratmadı mı?
5- Popüler ekonomi diliyle, kaybet- kazan ilişkisinin yerini giderek kazan- kazan ilişkisinin aldığını söylerken, ifade etmek istediğimiz bu gerçekliğin, gerçekten farkında mıyız?
6- Gerçek demokrasinin uç vereceği ortamlarda, kazanmak isteyen taraflar arasında, kopmadan sürüp gitmesi gereken, diyalog ve uzlaşma ortamı değil midir?
7- İnsanların, doğadaki tüm varlıkların, oyun olmayan yaşam oyunu, kazan-kazandır. Alışverişlerinde ancak, karşılıklı kazanarak varolabilirler.Birileri sürekli kaybederek, kimi toplumlar da kaybedip yok olarak, doğanın sürekli kazınıp dengesi bozularak, varolmak ve varlığımızı sürdürmek mümkün mü?
8- Afetlerin, ekonomik krizlerin vb yaşamsal risklerin, mümkün olan asgari düzeye indirilmesinin biricik yolu, sürekli değişen gerçekliğin bilgisini yaratıp-paylaşmak ve bu yolda sürdürülebilir diyalog ve uzlaşma süreçlerinde çözümleri oluşturup,çareleri uygulamak değil midir?
9- Dün ve bugün hala “genelde” yaşamakta olduğumuz kaybet kazan ilişkileri, bizlerin özgür bireyler olarak, demokratik süreçlere fiilen katılma olanaklarımızın, OLMAYIŞINDAN ya da sınırlı oluşundan kaynaklanmaktadır. Afet ve krizlerle kaybettiğimiz yarattıklarımız, hala demokratikleştiremediğimiz ve paylaşamadığımız birikimimiz, yani gücümüz, bilgimiz ve ilişkilerimiz, bunun en büyük engeli değil midir?
10- Farklılıklarımız bizim, parçası olduğumuz doğanın en büyük zenginliğidir. İnsan olarak, toplum olarak sahip olduğumuz geliştirip bu günlere aktardığımız zenginliklerin, hepimizin zenginliğinin kaynağı olarak kullanılması yollarının, artık açılması gerekli değil midir?
11- İnsanların ve doğanın tüm zenginlikleri, ancak yaşatarak paylaşılabilir,yaşatarak zenginleştirilebilir. Buna karşı olan her girişim, bunalımı, krizi ve yıkımı getirmez mi? Tüm bildiğimiz tarih bunun tarihi değil midir?
12- Bütün bu süreçleri, sağlıklı yaşayıp, aşabilmek için, biz İnsan olarak kendimizi, içinde yer aldığımız sistemi, temel karakteristikleriyle, kavramak zorundayız. Bundan öte de sahip olduğumuz kişisel ve toplumsal özgüllüklerimizi, gene mümkün olduğunca iyi tanımak ve paylaşmak zorundayız. Böylece, çevremizle kuracağımız diyaloğu ve yaratacağımız uzlaşı ortamını sağlıklı olarak kurup, sürdürebiliriz.
13- Mensubu olduğumuz toplumun tarihsel kimliğini, dilini, kültürünü iyi bilip, VAZGEÇİLMEZLİĞİN yaratılabilmesi için, bunları sürekli güncellemeye ve paylaşılabilir tüm boyutlarıyla, paylaşmaya çalışmalıyız.
14- Güncelleme ve paylaşım, taşıdığımız tüm kimliklerimizle, içinde yer aldığımız toplumda, vazgeçilmezliğimizi sağlamaya gayret etmemizle başlar. Bu da, mensubu olduğumuz toplumsal yapılanmalarda, farklılıklarımızla iç içe, hepimizin kendi vazgeçilmezliğimizi yaratma, zenginliklerimizi tanıtma, sürekli bir diyalog ve uzlaşı ortamı içinde olmamıza bağlı değil midir?
15- Eğer dünyamızı ve kendimizi sistemsel yapılanmalar olarak algılamaya ve kavramaya başlarsak, ilişkilerimizi bu yapılanmalar arasındaki enerji alışverişi ve ürünlerimizi de yepyeni enerji örgütlenmeleri yada, yarattığımız organlar olarak algılayıp, kavrayabilirsek; İnanıyorum ki, birbirimize ve dünyamıza olan saygımız ve sevgimiz gerçekten İNSANCA olur.

Yurdaer Erşan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder